Pimenov sanatsal tarzını uzun süre aradı: ilk başta Alman dışavurumculuğu, sonra izlenimcilikti. Sanatçı, kötü bir çağda modern gerçekçiliğe geldi ve onu hayat boyunca taşıdı.
“Yarının caddesinde düğün” Pimenov’un fırçasına ait ve insanların “parlak bir gelecek” in inşasına içtenlikle inandıkları “altmışlı” dönemini ifade eden harika, parlak, nazik bir çalışma.
Pimenov, her gün gerçekleşen ve görünür rutinden fark edilmeyen kısa yaşam anlarını yakalama ustasıdır. Sanatçı, Moskova’yı bir şehir olarak değil, bir vatan olarak deli gibi seviyor. Böylece her arsadaki sıcaklık ve canlılık tasvir edilmiştir.
“Yarın Sokağında Düğün” tablosunda sanatçının hassasiyeti ve karakteri görülebilir. Konu, altmışlı yılların film karesi kadar bir resim gibi değil. Pimenov izleyiciyi yaşam perspektifine yönlendiriyor: yeni evliler, şantiye, uzun ve parlak bir sokak.
Resimdeki en dikkat çekici noktalar genç gelinin elbisesi ve yeni evdir. Her şey yeni, parlak sanatçı tarafından dünyaya taşınır. Pimenov’u yazarken açıkça reçete edilen detaylar olmamasına rağmen, resim bundan muzdarip değildir. Sanatçı renklerle o kadar ustaca oynuyor ki, açık sıcak renklere odaklanıyor, arsanın tamamen tamamlandığı görülüyor. “Yarın Sokağında Düğün” te rakamlar soyuttur, bu nedenle altmışların gençleri arasında nostaljiye neden olurlar: herkes kendilerini yazarın tuvalinde görebilir.
Pimenov’un resimleri geçmiş çağın kronikleri, ancak statik ve kuru değil, parlak, neşeli, gürültülü. Sanatçının ülkesinin sıradan vatandaşlarına olan saygılı sevgisi bugün resimlerinde yaşıyor. Pimenov çok yönlü bir yapıya sahipti. Hayatı boyunca sadece bir sanatçı olarak kendini yüceltmedi, aynı zamanda ünlü bir set tasarımcısı ve birkaç kitabın yazarı oldu.